.

İNGİLİZCE HAZIRLIK (PROFICIENCY) SINAVI 1 ençok çıkan- en sık çıkan Kelimeler

Command: Emretmek, Yönetmek
Increase: Artmak, çoğalmak
Decrease: Azaltmak
Demand: Talep etmek, istemek
Require: Gereksinmek, istemek
Prevent: Önlemek, engellemek
Divide: Bölmek, bölüştürmek
Attract: Çekmek, cezp etmek
Inexpensive: Ucuz
Afford: Gücü yetmek
Descriptive: Tanıtımsal
Advisory: Öğüt veren ,tavsiye niteliğinde
Positive: Pozitif, olumlu
Pessimistic: Kötümser, karamsar
Exist:  Var olmak, bulmak
Experienced: Tecrübeli
Contain: Kapsamak, içine almak
Commercially: Ticari bir şekilde,radyo-televizyon ilanı şeklinde
Trigger: Neden olmak
Removal: Kaldırma, kaldırılma, nakil
Absence: Yokluk, eksiklik
Lack: Eksiklik
Preservation: Saklama, korunma
Destruction: Yıkılma, yıkım
Fail: Başaramamak
Take place: Meydana gelmek
Evaporate: Buharlaştırmak, buharlaşmak
Content: Hoşnut etmek, tatmin etmek
Exclude: Hariç tutmak
Include: İçermek, dahil
Intensify: Şiddetini artırmak
Cure: İyi etmek, şifa vermek
Heal: İyileştirmek, iyileşmek
Loss: Ziyan, zarar, Hasar, kayıp
Sharpen: Bilemek, Açmak, sivrilemek
Brighten: Parlamak, neşelenmek, canlanmak
Sweeten: Tatlılaştırmak
Modernize: Modernleştirmek, yenileştirmek
Enable: Olanak sağlamak
Lessen: Küçültmek, ufaltmak, eksiltmek
Shorten: Kısaltmak, kısalmak
Trighten: Sıkıştırmak, sıkışmak, gerginleştirmek
Broaden: Genişlemek, Genişletmek
Loosen: Gevşetmek, Çözmek, açmak
Clarify: Aydınlatmak, Açıklamak
Worsen: Fenalaşmak, kötüleşmek
Weaken: Zayıflamak, Zayıflatmak
Simplify: Basitleştirmek, Kolaylaştırmak
Lighten: Aydınlatmak, hafifletmek
Straighten: Düzeltmek, doğrultmak
Darken: Kararmak, koyulaşmak
Widen: Genişletmek
Delegate: Havale etmek
Grateful: Minnettar, değerbilir
Appreciative: Takdirkar
Circumstance: Hal, vaziyet, olay, durum
Attitude: Tutum, davranış, tavır
Gratitude: Şükran, minnettarlık
Contrast: Tersi, karşın, Zıt, Aksi
Constantly: Daima, sürekli
Stone: Taş
Spirit: Ruh, Can
Possion: Hırs, Tutku, aşk
Possionate: Aşırı Tutkulu, heyecanlı, Ateşli
Inspire: İlham etmek, esinlenmek
Spiritual: Ruhsal, manevi
Foundation: Temel, esas
Complacent: Halinden memnun,kendini beğenmiş
Apathetic: Duygusuz, hissiz, aldırışsız
Inspiration: İlham, esin
Urge: Sevk etmek, ileri sürmek
Evolve: Geliştirmek
Challenge: Meydan okumak
Pursue: Peşine düşmek, izlemek, kovalamak
Purely: Saf, temiz, masum bir şekilde
Enlighten: Bilgi vermek, aydınlatmak
Happiness: Mutluluk
Ever: Asla, durmadan, herhangi bir zamanda
Truly: Gerçekten, doğrulukla, İçtenlikle
Exactly: Tamam, tamamen, aynen
Transient: Geçici, süreksiz, kalımsız
Sunspot: Güneş lekesi
Affect: Etkilemek, Dokunmak
Climate: İklim
Experiment: Deney, deneme
Consist of: -den meydana gelmek
Strike: Vurmak, Çarpmak,darbe indirmek
Stream: Akarsu, akıntı, Akım, gidiş
Debris: Döküntü, Yıkıntı, Enkaz
Devise: İcat etmek
Attribute: Sıfat, nitelik, vasıf
Connect: Bağlamak
Connection: Bağlantı, İlgi, İlişki
Appropriate: Uygun, yerinde, has
Addiction: İlave, ek
Dimension: Boyut
Unify: Birleştirmek
Unified: Birleştirilmiş, birleşik
Network: Şebeke, ağ örgüsü
Grid: Izgara
Labyrinth: Labirent, Çıkmaz
Rebellion: İsyan, ayaklanma
Uprising: Ayaklanma, İsyan
Revolution: Dönme, Devir, Devre
Revolt: Ayaklanmak, İsyan etmek
Efficiently: Etkin, verimli bir şekilde
Orderly: Düzenli, Düzgün
Apparently: Görünüşte
Extensive: Geniş, Yaygın
Reduce: Azaltmak, İndirmek
Found: Kurmak, tesis etmek
Base: Kurmak, tesis etmek
Establish: Kurmak, saptamak
Settle: Yerleştirmek, yerleşmek
Trip: Kısa yolculuk
Colleagues: Meslektaş
Meeting: Toplantı
Assembly: Toplantı, meclis, kongre
Press: Basın
Obsolete: Kullanılmayan, eski
Range: Alan, saha, mera, otlak
Lenght: Uzunluk, boy, mesafe
Proceed: İlerlemek, Yol tutmak
Available: Hazır, elde mevcut
Convenient: Uygun, elverişli, Kullanışlı
Suitable: Uygun
Terminate: Son vermek, bitirmek
Launched: Kızaktan suya indirmek(gemi)
Modify: Biraz değiştirmek, Tadil etmek
Transmit: Geçirmek, Göndermek, Nakletmek
Transport: Taşımak, nakletmek
Regional: Bölgesel
Geography: Coğrafya
Territorial: Toprak, alan
Remote: Uzak, ırak, yabancı
Amend: Düzeltmek